21 Mart Belediye Meclisi Seçimleri

Irkçılığa, ayrımcılığa ve bölünmüşlüğe karşı 21 Mart Belediye Meclisi Seçimleri’ne katılalım

21 Mart’ta Hollanda’da belediye meclisleri için seçimler yapılacaktır. Bu seçimleri önceki seçimlerden daha farklı kılan önemli gelişmeler sözkonusudur:
Irkçılığın ve ayrımcılığın gelişmesine bağlı olarak daha fazla ırkçı ve göçmen düşmanı parti bu seçimlere katılmaktadır. Wilders’in Partisi PVV ve Forum voor Democratie (FvD) bu partilerin en bilinenleridir. Ancak bunların dışında belediye düzeyinde organize olan çok sayıda popülist parti de seçimlere katılmaktadır. Bu partilerin hepsinin ortak özelliği göçmenleri malzeme yaparak, emekçileri yerli ve göçmen diye bölerek seçimlere katılmalarıdır.
Sözde ırkçılığa ve ayrımcılığa alternatif olarak ortaya çıkan partiler de çok sayıda belediyede seçimlere katılacaklardır. Bu partiler daha çok inanç ve etnik köken üzerinden politika yapmaktadırlar. Bunlar görünürde göçmenlerden yana görünen partilerdir. Gerçekte ise ayrıştırıcı ve kutuplaştırcı politikalarıyla önyargıları güçlendirmeye hizmet etmektedirler. Bu partilerin savundukları politikalar göçmenleri yalnızlığa itmeye ve içinde yaşadıkları toplumdan dıştalamaya hizmet etmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Irkçı-ayrımcı politikalar güden partiler ile inanç ve etnik köken üzerinden politika yapan partiler birbirine zıt gibi görünürler. Gerçekte is bir madalyonun iki yüzü gibidirler. Birbirlerini beslerler. Biri olmadan ötekinin varlık nedeni ortadan kalkacaktır. Her ikisi de yerli olsun, göçmen olsun emekçilerin karşı karşıya olduğu sorunları büyütmeye adaydırlar. Emekçileri yerli ve göçmen diye bölen bu politikalara karşı durmak ve Belediye Meclisi Seçimleri’nde buna uygun bir tutum ortaya koymak oldukça önemli bir hale gelmiştir.
Bu seçimleri önemli kılan başka gelişmeler de vardır. Şöyle ki: Hükümetlerin uyguladığı politikalar sonucu esnek çalışma ve güvencesiz işler daha da yaygın hale geldi. Gelir adaletsizliği büyüdü. Yoksulluk arttı. Bunun karşısında sermaye sınıfı ise altın dönemini yaşıyor. Yani zenginler daha da zenginleşirken, yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı bir milyonu çoktan geçti. Sağlık sigortası birçok dargelirli için ödenemez duruma geldi; ödenebilir bir sosyal konut nerdeyse hayal haline geldi; emeklilik maaşları düşürüldü ya da donduruldu; eğitim bursu kaldırıldı ve eğitimin paralı hale getirilmesi daha da yaygınlaştırıldı. Ulasım pahalılandırıldı. Güvencesi olmayan esnek işlerde patlama yaşandı.

Sosyal politikalar uygulayan belediyeler için 
Hükümetler yukarıda bahsedilen bu politikalarının birçoğunu belediyeler üzerinden uygulamaya geçiriyorlar. 2015 yılında insanları doğrudan ilgilendiren birçok uygulamanın merkezi hükümetten belediyelere devredildiği de göz önüne alındığında, Belediye Meclisi Seçimleri’nde doğru tercihlerde bulunmanın neden önemli olduğu daha iyi anlaşılmış oluyor. Hükümetlerin sosyal hakları kısıtlayan politikalarını yerel düzeylerde en azından frenleyen ve sosyal belediyecilik anlayışının hakim olduğu yönetimlerin belediyelerde işbaşına gelmesi hepimizin yararına olacaktır. Genel olarak emekçilerin, özel olarak da dar gelirlilerin, yoksulların ve iş arayanların sosyal bir belediyeye her zaman olduğundan daha fazla ihtiyaçları vardır. Yoksulluğa karşı aktif mücadele eden, ırkçılığın, ayrımcılığın ve dıştalanmışlığın her türüne karşı duran, sosyal konut politikası uygulayan, ulaşımı ve sağlık bakımını bir kamu yararı olarak gören ve ödenek alanlara eşit davranan bir belediye meclisi ve belediye yönetimi hepimizin özlemidir. Sosyal politikalar uygulayan belediyeler için, geleceğimizi ve haklarımızı savunmak için Belediye Meclisi Seçimleri’ne katılalalım.

Irkçılığa hayır! Meclislerde ırkçıları istemiyoruz!
PVV ve FvD gibi ırkçı partiler güçlenmekte ve 21 Mart’ta ve bir çok belediyede seçimlere katılmaktadırlar. PVV ve FvD gibi partilerin güçlenmesi hepimizi doğal olarak tedirgin ediyor. Çünkü Wilders’in “daha az Faslı” gibi söylemi hala tazeliğini koruyor. Ya da FvD’nin beyaz ‘ırkın’ üstünlüğü yollu safsataları..! Bu ve benzeri partiler, işçilerin-emekçilerin yaşadığı sorunları, gelecek korkusunu suistimal ederek, halklar arasında düşmanlık yaymaktadırlar. İnsanların etnik ve inanç kimlikleri üzerinden politikalarla emekçileri yerli-göçmen, Müslüman-Hıristiyan diye bölmeye çalışmaktadırlar. Savaş ve işgaller sonucu ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecileri hedef göstererek savaşın, silahlanmanın, işgalin gerçek sorumlularını bunların dünyanın birçok bölgesinde işlediği suçları gizlemeye çalışılmaktadırlar.
Bunların güçlenmesini her şart altında engellemeliyiz. Çünkü bu politikalar insanlık suçudur. Irkçıların meclislere girmemesi için 21 Mart seçimlerine katılalım. Oyumuzu işçiler ve emekçiler arasında din, dil, ırk ayrımı yapanlara karşı emekçilerin ortak sorunlarının çözümü için birleşmeyi, göçmen emekçilerin politik yaşama katılımını, silahlanma ve savaşlara karşı mücadeleyi, ülkelerini terk etmek zorunda kalmış mültecilere yardım elini uzatmayı savunanlara verelim.

Irkçılığın panzehiri kutuplaşma ve içe kapanma değildir
Hollanda’da ayrımcılığın ve ırkçılığın arttığı ve kurumsal bir hal aldığı biliniyor. Etnik kökenlerinden ve hangi inanç gruplarından olunduğundan bağımsız olarak, aynı kaderi paylaşan ve aynı özlemlere sahip insanları bölen ve düşmanlaştıran ırkçılık ve ayrımcılık hergün daha fazla karşımıza çıkmaktadır.
Bu olumsuz havayı kendileri için bir fırsata çevirmeye çalışanlar da yok değildir. İnanç ve etnik köken üzerinden politika yapan Denk gibi politik partiler ve yerellerde oluşturulan diğer seçim listeleri, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadele adı altında Türkiye kökenli göçmenlerenden, dini ve milli duyguları da öne sürerek, oy talep etmektedirler. Bu parti ve listelerin seçim programlarına bakıldığında „iyi talepler ileri sürüyorlar“ denilebilinir. Ancak iyi talepler ileri sürmek tek başına yetmemektedir. Bu taleplerin gerçekleşmesi ve hayat bulması yerli ve göçmen emekçilerin ortak sorunları, özlemleri ve talepleri için birlikte hareket etmesinden geçmektedir. Lafta ne söylediklerinden bağımsız olarak bu parti ve listelerin aldıkları pozisyon yerli ve göçmen emekçilerin birlikte hareket etmesine zarar vermekte, emekçileri gerçek sorunlarından uzaklastırmakta ve kutuplaştırmayı derinleştirmektedir. Kutuplaşma, dıştalanma ve içe kapanmaktan en çok zarar görecek olanların göçmenlerin olacağı da gün gibi aşikardır. Yaşanan sorunların suistimali üzerinden, milli ve dini duyguları önen çıkararak, bizleri Hollanda halkı ve emekçilerinden kopararak kendi içimize kapanma çabası içerisinde olan kurum ve kuruluşların bu tutumları hep bizlerin zararına olmuştur.

Birlikte güçlüyüz!
Oysa işçi ve emekçiler olarak çaresiz ve çözümsüz de değiliz. İşsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe karşı, dinimiz, dilimiz, ulusumuz ne olursa olsun emekçiler olarak ortak sorunlarımız için birleşebildikçe iyi bir gelecek inşa edebiliriz. Irkçılığa ve ayrımcılığa verilebilecek en iyi cevabın yolu, içimize kapanmaktan değil, aynı kaderi paylaştığımız Hollandalı ve diğer uluslardan emekçilerle biraraya gelmekten ve birlikte hareket etmekten geçmektedir. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı gelen kesimlerin başında Hollandalı örgütlerin ve ilerici kesimlerin olduğunu unutmamamız gerekiyor. Esnek çalışmaya, yoksulluğa, işsizliğe, sosyal hakların budanmasına karşı mücadele eden ve bunun için kampanyalar örgütleyen ve sosyal bir belediye için kentlerde de çalışma yürüten FNV gibi işçi sendikaları vardır. Bizler de bu kesimlerle biraraya geldiğimiz ve birlikte hareket ettiğimiz oranda sorunlarımıza çözümler bulabiliriz.

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu olarak senelerdir yerli ve göçmen emekçilerin ortak ihtiyaç ve talepler için birlikte hareket etmesini savunuyoruz. Seçimler dönemi sorunlarımızı konuşmanın, çözüm yolları aramanın en yoğun yaşandığı dönemlerdir. Sorunların sadece seçimlere katılmakla çözülmediğini, esas olarak yerli ve göçmen emekçilerin ortak mücadelesiyle çözüleceğini düşünüyoruz. Emekçilerin yaşam koşullarının iyileşmesi, hayatın her alanında politikaya katılması ve geleceği için mücadele etmesiyle mümkün olabilir. Seçimlere bu mücadelenin bir parçası olarak katılmak, yaşadığımız ülkede daha iyi bir gelecek için önemli bir olanaktır.

Taleplerimiz:
Sosyal bir belediyecilik
Ödenebilir bir sosyal konut politikası
Ücretsiz toplu taşımacılık
Yoksullukla mücadele. Hiçbir çocuk yoksulluk içinde büyümemeli
Ödenek alanlar üzerindeki denetimlere son verilmeli
Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı aktif mücadele
Bölünmüşlüğe ve kutuplaşmaya karşı ortak yaşam
Birlikte Güçlüyüz

Top